haber
HABER ARAMA
Web Haber     haber ara
Anasayfa
Türkiye
Siyaset
Spor
Sanat
Dünya
Ekonomi
Sağlık
Yaşam
Teknoloji
Eğitim
İstanbul
Ankara
Siyaset haberleri

Erdoğan: Rotamızı biz belirleriz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısındayaptığı konuşmada muhalefetin dindar nesle yönelik sözlerine, "Rotamızı biz belirleriz" diyerek cevap verdi.

Erdoğan: Rotamızı biz belirleriz

Reklamlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD'li Yahudi yazar Auster'i Türkiye'ye davet etmesiyle ilgili sert mesajlar veren Başbakan Erdoğan, "Yazar gelirse lütfen Türkiye'den sonra birlikte İsrail'e gitsinler. Gazze'yi gören tepede birlikte piknik yapsınlar" dedi. Suriye'ye yönelik değerlendirmelerde de bululan Erdoğan, "Er ya da geç Humus'un hesabı sorulacak" diyerek, Esad yönetimine bir kez daha görevi bırakması mesajı verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yatığı konuşmada, Suriye'de yaşanan gelişmeler, ABD'li Yahudi yazar Paul Auster ve "dindar nesil" tartışmaları konusunda önemli mesajlar verdi.

İKİNCİ BİR HAMA YAŞANIYOR

Erdoğan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında özetle şunları kaydetti: "Yıllarca önce Suriye'nin Hama şehrinde çok acı bir katliam yaşandı. Adeta şehri silercesine saldırı gerçekleşti. Kaç kişinin katledildiği bilinmiyor. Bu katliamın üzeri hızlı bir şekilde örtmeye çalışıldı. Uluslararası toplum meselenin üzerine gitmedi. Olayın üzeri kapatıldı. Uluslararası toplum Hama'da 30 bin insanın katledilmesine sessiz kaldı. Emzikleri ağızlarında katledilmiş çocukları terörist diye yaftalayıp akıttıkları kanın üzerini örttüler. Bu daha büyük bir canilikti. Hama'da 1982'de gerçekleşen bu katliam İslam coğrafyasında çok ağır bir yara açtı. O katillerden hesap sorulmadı. O katliamı yapanlar yargı önüne çıkarılmadı."

FİRAVUNLARIN İZİNDESİN

"Kendi halklarına karşı kaplan kesilen bu diktatörler topraklarına kasteden yabancılara çıtlarını bile çıkaramadılar. Kabadayı misali sağa sola efelendiler ama namluların önüne kendi kardeşlerini koydular. İran-Irak savaşında 1 milyon Müslümanı kim öldürdü? Batılılar mı öldürdü? Hama'daki katliamı kim yaptı? Gayrimüslimler mi yaptı? Tamamını kendisini Müslüman olarak nitelendirilen ama demir yumruğunu kendi kardeşlerinin kafasına indiren modern Firavunlar yaptı. Bu zorbalar, bu zalimler hak ettiklerini buldular. Bu zorbaların halkına zulmetmesine dur demeyen kimi batılı ülkeler kılını bile kıpırdatmadı. Bugün babalarının, Firavunların izinden gidenler de hak ettiklerini mutlaka bulacaklar."

HESABI SORULACAK

"Hama'da 30 bin masumu öldüren Baba Esad, bütün Suriye halkının hafızasında yargılandı ve acımasız bir diktatör olarak tarihe adını yazdırdı. Bugün onun izinden gidenler, Humus'ta masum sivilleri katledenler kendi halkının önünde hesap verecek. Hama'nın hesabı sorulmadı, er ya da geç Humus'un hesabı sorulacaktır. Esad, madem ölene kadar savaşacaksın, neden Golan Tepeleri için ölene kadar savaşmadın? Senin kahramanlığın kendi mazlum halkına mı? Bu korkudur, kahramanlık değildir. Bu acziyetttir, zavallılıktır. Hiçbir zulüm karşılıksız kalmaz. Mazlumun ahı er ya da geç çıkar. Er ya da geç Humus'un hesabı sorulacak."

ZALİMLERİN SIRTINI SIVAZLAMAYIZ

"Suriye bizim için öyle sıradan bir komşu değildir. Cilvegözü'nden başlayın, her adımda kardeşliğimizin ortak medeniyetimizin izlerini görürsünüz. Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlik tarihe kanla yazılmış bir kardeşliktir. Biz Suriye'de olup bitene karşı sessiz kalamayız. Suriye halkına sırtımızı dönemeyiz. Zalimlerin sırtını sıvazlamayız."

CHP BAAS ZİHNİYETİNİ PAYLAŞIYOR

"CHP gitsin aynı zihniyeti paylaştığı Baas partisine destek versin. Biz mazlum Suriye halkıyla dayanışma içinde olacağız. 'Hama katliamının izlerini silin' dedik. 'Halkınızla barışın' dedik. Bunu samimiyetle söyledik. Suriye'de reformların gerçekleşeceğine inandık. Ama Esad babası gibi silahların namlusunu kendi halkına çevirmeye başladı. Verdiği sözlerin arkasında durmadı. Hama katliamının 30. yıldönümünde yüzlerce masum insanı toplu halde katletti."

MEN DAKKA DUKKA

"Gittiğin yol, yol değildir. Bu yol çıkmaz sokaktır. Bu yanlış yoldan dönmesini tavsiye ediyoruz. AK Parti grubundan sesleniyorum. Kendi dilinde sesleniyorum. Ya Beşşar, men dakka dukka. Ey Beşşar, eden bulur. Suriye'de yaşananlar bir insanlık dramıdır. Suriye dünyada herkes için bir samimiyet testidir. BM'de yaşanan süreç medeni dünya açısından bir fiyaskodur. BM Güvenlik Konseyi bir kez daha uluslararası toplumun vicdanını tutsak almıştır. Zalimin eline öldürme lisansı vermesi kabul edilebilir değildir. İnsanlığa, vicdana sığmaz. Veto yetkisine haiz olmanın sorumluluğu büyüktür. Bu yetki kullanılırken zulmün devam etmesine yeşil ışık yakılmamalıdır. Uluslararası toplum bu gidişata tek bir ağızdan dur bile diyememiştir."

SURİYE KUTUPLAR ARASI ÇEKİŞMEYE KURBAN EDİLEMEZ

"Suriye meselesi kutuplar arası çekişmelere kurban edilemez. Suriye üzerinden siyasi güç mücadelesi verenler bilsin ki, akan kan onların da üzerine sıçrıyor. Biz Türkiye olarak diyaloğun gücüne inandık. Bölgemizdeki tüm sorunların müzakere zemininde çözülmesi gerektiğini vurguladık. Sorunun varlığı konusunda kafa karışıklığı yaşanıyor. BM'deki kimi ülkelerden gelen açıklamalar büyük bir pişkinlik olduğunu gösteriyor. Suriye'deki kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Suriye yönetiminin değil, halkının yanında yer alacak ülkelerle işbirliği başlatacağız. Arap Ligi'nin Suriye'yle ilgili girişimlerini desteklemeye devam edeceğiz."

ÖNCE KILIÇDAROĞLU BAŞLATTI

Başbakan Erdoğan, grup toplantısında ABD'li yazar Paul Auster'ın Türkiye hakkındaki görüşleriyle ilgili ana muhalefet partisinin tutumunu eleştirerek, şunları söyledi: "2002 öncesinde medyada, en çok da TRT'de bir takım haberler olurdu. Türkiye övüldü gibi haberler seyrek çıktığı için her haber gündeme geliyordu. Türkiye bu kompleksten kurtuldu. AK Parti'yle ilgili yorumlar, haberler yayınlanıyor. 14 Ağustos 2001'de bunların olacağını o günden işaret etmiştik. Türkiye ekonomideki başarılarıyla geniş şekilde yer alıyor. Biz yoğunluk gereği seçici davranıyoruz. Geçtiğimiz haftasonu ABD'li bir edebiyatçının Türkiye'yle ilgili ifadeleri yayınlandı. Belli ki ABD'li yazar Türkiye hakkında yanlış yönlendirilmiş. Bu ABD'li yazarın sözleri CHP Genel Başkanı tarafından cımbızlandı. Bu tartışmayı başlatan biz değiliz. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'dur."

TÜRKİYE'YE GELMEYECEĞİNİ SÖYLEYEN YAZAR İSRAİL'E GİTMİŞ

"Bu ifadeler iç politika malzemesi haline getirilince dikkat kesildik. Türkiye'ye gitmeyeceğini söyleyen yazar 2010'da İsrail'e gitmiş. İsrail devlet adamlarıyla fotoğraf çektirmiş. 'İsrail'de tutuklu yazar ve gazeteci yok' dedi. Kılıçdaroğlu papağan gibi tekrarladı. Sayın Kılıçdaroğlu 'Başbakan öğrensin kaç tutuklu gazeteci var' dedi. Umuyorum ki, İsrail'e arka çıkan bu sözleriyle birilerinin gözüne girmiştir. 'Ben olsaydım Mavi Marmara'nın gitmesine izin vermezdim' diyerek adını Türk siyasetine altın harflerle yazdırmıştı, tabii teneke... Kılıçdaroğlu son sözleriyle zirve yaptı. Bir gün BDP'nin vagonu, papağanı oluyor. Bir başka gün yabancı yazarlara çanak tutuyor."
GAZZEYİ GÖREN TEPEDE PİKNİK YAPIN
"O yazarı Türkiye'ye davet etmiş. O yazar CHP'nin davetine icabet eder de gelirse lütfen Türkiye'den sonra birlikte İsrail'e gitsinler. Aksi takdirde bu seyahat eksik kalır. Gazze'yi gören tepede birlikte piknik yapsınlar. Arkalarına Gazze'yi alarak koro halinde söylediklerini tekrar etsinler. 'İsrail'de tutuklu gazeteci-yazar yok' desinler. Bunu söylemek en hafif tabirle yalancılıktır. Filistin şehitlerine haksızlıktır.

Mavi Marmara'da katledilen 9 şehite haksızlıktır. Öyle Filistinli yazarlar var ki, sürgünde. Kılıçdaroğlu Mahmud Derviş'in şu şiirini iyi dinlesin; 'Anam bu satırları kime yazdın./ Karada, denizde ufukta kapatmışlar tüm yolları./ Belki de benim gibisiniz adressiz./ Evet nedir kıymeti insanın adresi yoksa.' Bu dizelerin şairi adresi olmadan, Filistin'i göremeden, gurbette can verdi. 'İsrail'de tutuklu gazeteci yok' demek Mahmud Derviş'e haksızlıktır. Kılıçdaroğlu ve ABD'li yazar Filistinlileri gazeteci yazar olarak görmüyorlarsa gitsinler İsrailli gazetecileri İsrail askeri sansür kurumuna sorsunlar."

BÖYLE BİR GENEL BAŞKANI CHP BİLE HAK ETMİYOR

"Burada son derece art niyetli bir kampanya var. Bazı yazarları da yedeğine alan Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi karalayarak son derece çirkin tehlikeli bir kampanya yürütüyor. Ergenekon davasını önemsiz hale getirmek için bu taşeronluğu yapıyor. Roj TV'yi niye savunmuyorsun? Onu da savun. Git Danimarka'ya Roj TV'yi de savun. Batılı gazetecilerin tecrübe etmedikleri bir durum var. Batıda gazeteciler darbe planları içinde yer almıyorlar. Batıda birilerine haber yazdırıp sonra da bunu parti kapatma davalarına delil olarak koymuyorlar.

Biz bu kara propagandaya karşı mücadele edeceğiz. Tüm dünyaya gazeteciler ve yazarların değil, terör eylemi yapanların yargılandığını anlatacağız. Fransa'daki yasa konusunda destek veriyorsunuz. Türkiye aleyhindeki açıklamalara niye çanak tutuyorsunuz. Dersim meselesini bugün sen hariç tüm Türkiye sorguluyor. Dersimli olduğun halde kendi partinde Dersim'le ilgili konuşmayı yasaklayacaksın. Diyarbakır il yönetimini görevden alacaksın. Yabancı gazetelere 'Türkiye'de özgürlük yok' diye makale yazacaksın. CHP bile böyle bir genel başkanı hak etmiyor."

Başbakan Erdoğan, "dindar nesil" tartışmalarıyla ilgili olarak da şunları dile getirdi: "Bu kampanya son derece bayat bir kampanya. 13 Nisan 1909'dan beri tam 103 yıldır temcit pilavı gibi bu ülkenin önüne getirildi. 'İrtica' diyerek partiler kapatıldı, demokrasi askıya alındı, hükümetlerin eli kolu bağlandı. Bunlar bize utanmadan mürteci yaftası yakıştırıyor. Türkiye hiçbir zaman irticaya prim vermedi. Sanal irtica korkusuna çok ağır bedeller ödendi. Kimi aşağılamak istedilerse 'Yobaz' dediler. Dindar nesil kavramında kopartılan fırtına 31 Mart Vakası'nda, Menemen Olayı'nda, AK Parti'nin kapatılma davası öncesinde yürütülen kampanyanın aynısı. Biz bu yolda elinden irtica bahanesi alındığı için kimlik bunalımı yaşayan yazarlarla değil, milletimizle yürüyoruz. Sizin veryansınınız değil, halkın veryansını önemlidir. Onun da ölçüsü sandıktır. Siz milletle beraber yürümediniz. Milletin diliyle konuşmadığınız için de on yıllardır iktidar olamadınız."

DİNDAR İNSAN NİYE ÇAĞDAŞ OLMASIN

"Anayasanın 24. maddesini açın okuyun. Anayasayı kabul etmiyorsunuz, o zaman bir dindar insanın çağdaş olabileceğini niçin düşünmüyorsunuz. Dindarlığı ne zannediyorlar? Bunların dindarlık anlayışı da farklı. Bunlar çağdaşlığı da anlamış değiller. Dün FATİH Projesi'yle bunlara yeni bir ders verdik. Dindarlığı savunan başbakanın projesi. Niçin sizler bunları yapamadınız? Anadolu'nun yoksul çocuklarına iPad gibi bu tabletleri vereceğiz. Çıkmış biri utanmadan 'AK Parti müteahhitler yetiştirmiş' diyor. Ne kadar zavallısın sen ya. Bütün müteahhitlerin hepsi ortada. Biz işi ehline veririz. Sizler faizle insanı sömürdünüz. Bizler yüzde 63'ten aldık, yüzde 10'a kadar düşürdük. Bunu kabullenmiyoruz. Daha da inecek, onun da mücadelesini vereceğiz. Yüzde 10'u da yüksek görüyoruz."

DİNDARLIĞI NE İLE ÖLÇTÜNÜZ?

"Türkiye'de on yıllar boyunca, tek parti dönemindeki CHP tarafından gençlik için zararlı alışkanlıklar özendirilirken, gençliğin dinini öğrenmesi yasaklandı... 1940'lardan söz etmiyorum; 1990-2000'li yıllarda ikna odalarında başörtülü kızlara işkence edenler, CHP tarafından korundu, desteklendi ve milletvekili yapılarak ödüllendirildi. Hiç kimse bize mürebbiye edasıyla hedef gösteremez, rota gösteremez. 'Bu hükümetin gizli ajandası var' denilerek ensemizde boza pişirilmesine müsaade etmeyiz. Bu ülkede dindarlara yıllarca 2. sınıf insan muamelesi yapıldı."

BİZİM İKTİDARIMIZDA İKNA ODALARI YOK

"'Bu hükümetin gizli niyetleri var, takiyye yapıyor' diyerek ensemizde boza pişirilmesine müsaade etmeyiz. Bizim iktidarımızda ikna odaları yok Sayın Kılıçdaroğlu. Dindarlara on yıllar boyunca ikinci sınıf muamelesi yapıldı. 'Selamün aleyküm' diyenler dışlandı. Camiler kapatıldı. Bu ülkede on yıllar boyunca CHP tarafından zararlı alışkanlıklar özendirilirken gençler kendi değerlerine yabancı hale geldi. 1990'larda başörtülü kızlara ikna odalarında işkence edenler vekil yapılarak ödüllendirildi. Dindarlık ölçme meraklısı değiliz. Siz bu ülkede yıllarca laikliği nasıl ölçtünüz, hangi cihazı kullandınız önce bunu anlatın."

İMAM HATİPLERLE MESELENİZ NE?

"Başörtüsüyle ilgili düzenlemeyi neden Anayasa Mahkemesi'ne götürdünüz, bunu anlatın. İmam Hatiplerle meseleniz ne, katsayı konusuna niye bu kadar takıldınız? Biz birilerinin yaptığı gibi öğrenci formatlama gayretinde değiliz. Biz dün Karacaören'de TOKİ konutları içinde akıllı tahtaların dağıtımını yaptık. Zengin fakir ayırımı asla yok. Önünde koskoca Prof, 'AK Parti yoksullara eğilmedi' diyor. Vah zavallı vah. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Önünde Prof. olan her şeyi bilmez. FATİH Projesi'yle ilgili hangi adımların atıldığından haberi yok. 1 milyona yakın bilgisayar gönderdik. Haberin var mı hoca? Bilgisayarın, internetin olduğu okulda dayatma olabilir mi? O yüzden bizden önce okullara internet göndermediler. Olsa olsa bilgisayarları formatlarsınız, zihinleri asla formatlayamazsınız. Hiçbir parti kendi tasavvurunu topluma dayatamaz. Sizler de lütfen, köşe yazarları, zorla işi buralara kaydırmaya çalışmayın."

BOZKIR BAŞINI ÇARPTI

Bu arada, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır'ın grup salonunda ayağı kayarak başını sıraya çarptı. Meclis doktoruna götürülen Bozkır'ın alnına bandaj atıldı. Bozkır'ın evinde istirahat ettiği bildirildi.

Humus'un hesabı er geç sorulacak

Suriye Devlet Başkanı Asad'ı sert dille uyaran Erdoğan, "Gittiğin yol, yol değildir. Bu yol çıkmaz sokaktır. Bu yanlış yoldan dönmesini tavsiye ediyoruz. AK Parti grubundan sesleniyorum. Kendi dilinde sesleniyorum. Ya Beşşar, men dakka dukka. Ey Beşşar, eden bulur. Suriye'de yaşananlar bir insanlık dramıdır. Humus'un hesabı er ya da geç sorulacaktır. Suriye'deki kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Suriye yönetiminin değil, halkının yanında yer alacak ülkelerle işbirliği başlatacağız. Arap Ligi'nin Suriye'yle ilgili girişimlerini desteklemeye devam edeceğiz. Suriye dünyada herkes için bir samimiyet testidir. BM'de yaşanan süreç medeni dünya açısından bir fiyaskodur. BM Güvenlik Konseyi bir kez daha uluslararası toplumun vicdanını tutsak almıştır. Zalimin eline öldürme lisansı vermesi kabul edilebilir değildir. İnsanlığa, vicdana sığmaz. Veto yetkisine haiz olmanın sorumluluğu büyüktür. Bu yetki kullanılırken zulmün devam etmesine yeşil ışık yakılmamalıdır. Uluslararası toplum bu gidişata tek bir ağızdan dur bile diyememiştir." dedi.

İŞTE ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN GÖZE ÇARPANLAR

Kılıçdaroğlu, Türkiye'yi karalayarak, son derecede çirkin ve tehlikeli bir kampanya yürütüyor.
* "İsrail'de tutuklu gazeteci-yazar yok" demek, en hafif tabirle yalancılıktır, Filistinli şehitlere haksızlıktır.
* CHP lideri; Auster Türkiye'ye gelirse, daha sonra birlikte İsrail'e gitsinler. Şöyle Gazze'yi gören bir tepede piknik yapsınlar... Bırakın Türkiye'yi, CHP bile böyle bir genel başkanı haketmiyor.
* Dindar nesle yönelik kampanya 103 yıldır temcit pilavı gibi bu ülkenin önüne getirildi.
* Bu ülkede on yıllarca dindarlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıldı. Namaz kılan, oruç tutan, sakallı, başörtülü olan, hatta 'Selamün aleyküm' diyenler dışlandı, ötelendi. Camiler kapatıldı, Kur'an öğrenmek isteyenler, İHL'lere gitmek isteyenler engellendi. Bugün dindarlık ve çağdaşlık ilişkisi arayanlar anayasanın 24. maddesini açıp okusun...

Başbakan google ara


Başbakan google haber ara

08 Subat 2012 07:35 Tarihli haber

facebook Twitter Bookmark digg it digg it Google kaydet! stumbleupon DMCA.com
 Yukarı Çık
Baslik:
Metin: /500


1 Yorum ___________________________________________________________________
Dosk Siteler: haber Kaynak gösterilemeden yayinlanamaz. Haber Ajansı İHA Abonesi Haber7 x 24 internet haber Haberleri Haberleri Haberi RSS RSS RSS XML